Archive for the 'Türkiyeden' Category

NASA gibi apartman

Salı, Aralık 1st, 2009

İZMİR’in Karşıyaka İlçesi Örnekköy semtinde bir apartman, ön cephesinde yeralan onlarca uydu anteniyle görenleri şaşırtıyor.

Her dairenin iki uydu anten kullanması nedeniyle ön cephesi adeta bu antenlerle kaplanan, ‘NASA üssü’ benzetmesi yapılan apartman, televizyon izleme alışkanlığının geldiği boyutu da gözler önüne seriyor. Uydu antenlerini apartman, ev ve balkonlarının bir parçası olarak gören apartman sakinlerinin, çamaşırlarının bir kısmı bile, rüzgarla uçmuş olsalar da uydu antenleri üzerinde kuruyor. Günümüzde uydu antenleriyle Türk ve yabancı kanalların izlenmesindeki artış, kentin mimari görünüşünü de böyle değiştiriyor.

Kadın çantasından bebek cesedi çıktı

Salı, Aralık 1st, 2009

ESKİŞEHİR’de, çöp kutusuna atılan beyaz renkteki kadın çantasının içerisinden beze ve kazağa sarılmış olan yeni doğmuş bir kız bebek cesedi bulundu.

Olay bugün öğlen saatlerinde Esentepe Mahallesi İmbat Sokak’ta meydana geldi. Eskişehir merkez Tepebaşı Belediyesi’ne ait çöp kamyonu ile sokaktaki çöpleri toplayan temizlik işçileri, çöp kutusunu kamyona boşaltırken gördükleri beyaz renkteki bir kadın çantası dikkatlerini çekti. Temizlik işçileri, çantayı açtıklarında beze ve kadın kazağına sarılı ölü bir bebekle karşılaştı. Temizlik işçilerinin durumu bildirmesinin ardından olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Yaklaşık 2 kilo ağırlığında ve anne karnında 7-8 aylıkken erken doğum sonucunda ölü olarak dünyaya geldiği sanılan kız bebeğin cesedi kesin ölüm nedenin belirlenmesi amacıyla Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Hastanesi morguna kaldırıldı.

Emniyet Müdürlüğü yetkilileri, olayla ilgili olarak Cumhuriyet savcılığının soruşturma başlattığını ve bebeğin kimler tarafından atıldığının araştırıldığını belirtti. Bebek cesedini bulan temizlik işçileri, “Sokakta çöplerin yanında beyaz renkte bir kadın çantası vardı. Çantayı çöp kamyonuna attığımız sırada yeni olması nedeniyle içinde ne olduğunu merak edip açtığımızda beze ve kazağa sarılmış bir bebek cesediyle karşılaştık” dedi.

Davutoğlu: Türkiye 2023′ten önce AB’ye üye olacak

Salı, Aralık 1st, 2009

KURBAN Bayramı tatilini Afyonkarahisar’da geçiren Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Amerikan dergisi Newsweek’in, son sayısında kendisi hakkında yayınladığı makaleden Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne 2023′te üye olacağı gibi bir sonuç çıkarılmaması gerektiğini belirterek, “Üyelik için 2023′ü beklemeyeceğiz” dedi.

Bayramı Afyonkarahisar’daki termal bir tesiste geçiren Bakan Davutoğlu, bugün Afyonkarahisarlı eşi Sare Davutoğlu ile birlikte şehir turuna çıktı. Afyonkarahisar Asri Mezarlığı’nda Sare Davutoğlu’nun akrabalarına ait mezarları ziyaret ederek, dua eden Davutoğlu ve eşine, eşinin akrabaları da eşlik etti. Mezarlık ardından Mevlevi Camii’ni ziyaret eden Davutoğlu çiftini, Belediye Başkanı AK Parti’li Burhanettin Çoban karşıladı. Mevlana’nın torunu Sultan Divani’nin türbe ve müzesini ziyaret eden Bakan Davutoğlu, cami çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Davutoğlu, Newsweek’in, son sayısında hakkında yayınlanan makale hatırlatılınca, şunları söyledi: “Oradaki bir yanlış anlamayı engellemek için söylüyorum. Orada soru şu idi: ‘2023’de nasıl bir Türkiye düşünüyorsunuz?’ O vesile ile ‘2023′te kendi bölgesinde etkin, komşularıyla barışık ve ekonomik olarak onlarla entegre olmuş, Avrupa Birliği üyeliğini gerçekleştirmiş, dünyanın küresel formlarında etkin, dünyanın ilk 10 ekonomisine girmiş bir Türkiye düşünüyoruz’ demiştim. Bu sözlerimden Türkiye’nin AB’ye 2023 yılında üye olacağı sonucunu çıkaranlar olmuş. AB üyeliği için 2023′ü beklemeyeceğiz. ‘2023’te üyelik gerçekleşmiş olacak’ diye orada da zikrettik. Yoksa 2023′ü bekleyelim, o tarihte üye olalım anlamında değil. Çok önce bu üyeliğin gerçekleşeceğini düşünüyoruz.” Davutoğlu, dış politikayla ilgili önümüzdeki günlerdeki olası gelişme ve ziyaretler hakkında da bilgi verirken yarın KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın Ankara’ya geleceğini kendisiyle toplantı yapacağını, ardından aynı gün Avrupa Güvenlik İşbirliği toplantısına katılmak üzere Yunanistan’a geçeceğini söyledi. Dışişleri Bakanı, şöyle devam etti: “Hemen ertesi gün, yani 2 gün sonra NATO Bakanlar Kurulu toplantısı için Brüksel’e geçeceğiz. Daha sonra da Başbakanımız ile Amerika seyahatimiz olacak. Daha sonra Balkan turumuz olacak. Yani aynı tempoda Türkiye yoluna devam edecek.”

“RAHATSIZLIĞIM YOK”
Afyonkarahisarlılar’ın da bayramını kutlayan Davutoğlu, bu kentte herkesin kaplıcalarda şifa aradığını kendisinin termal tedavi almadığını açıkladı. Bakan Ahmet Davutoğlu, “Afyon’u ziyaret nedeniyle kaplıcalarından istifade etmek istedik. Bizim türde görev yürüten herkeste olagelen bel rahatsızlığı vardı. Afyon kaplıcalarının şifası malum. Hamdolsun bir rahatsızlığımız yok. Eşim Afyonkarahisarlı. Dolayısıyla burada akrabalarımız var. Bu vesile ile onları da ziyaret etme fırsatı bulduk.” Davutoğlu, Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun Afyonkarahisarlı olduğunu, hükümetin Türkiye’nin her köşesine hiçbir ayrım gözetmeksizin her bir karışını kalkındırmak ve hizmet götürmekle yükümlü olduğunu anlatırken, “Sayın Veysel Eroğlu, Afyonkarahisarlı bir bakanımız. Biz de Ali Babacan ve ben Afyon’un damadıyız. Bir şekilde kabineden mutlaka her bir ilimizde o veya bu şekilde ilişkisi olan bakanımız var. Herkes de Türkiye’nin her yerine hizmet etmekle yükümlüdür” diye konuştu.

GEZMEMİZ NORMAL

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, 3 ay içinde 70 ülke gezdiği hatırlatılırken “Yorucu olmuyor mu?” sorusuna şu karşılığı verdi: “Bu, Dışişleri Bakanı olmanın doğal sonucu. Ancak her Dışişleri Bakanı böyle bir zorunluluk ile karşı karşıya kalmıyor. Türkiye gibi tarihi kökü zengin, coğrafi sorumlulukları, coğrafi alanı geniş olan ülkelerin Dışişleri Bakanları bunu yapmak zorundadır. Biz de bununla onur duyuyoruz. Bu bizim için ülkemize ödememiz gereken doğal bir borç. O bakımdan eksik bir sorumluluk, yük gibi görmemek gerekir. Bundan sonra çok daha fazla ülkeyi çok daha kısa sürede ziyaret etmek gerekiyorsa onu da yapacağız.” Bakan, Ankara’ya hareket etti.

Kandil ve Mahmur’dan gelen PKK’lılar ilk kez basın toplantısı düzenledi

Salı, Aralık 1st, 2009

“Kışkırtma nedeniyle şimdilik batıya açılmıyoruz”

ÇETEBAŞI Abdullah Öcalan’ın çağrısı üzerine Irak’taki Kandil Dağı ve Mahmur Kampı’dan 19 Ekim’de Türkiye’ye giriş yapan PKK’lı grubu, ilk kez İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi’nde basın toplantısı düzenledi. İki grup adına konuşan Gülbahar Çiçekçi, bölgede sağduyunun hakim olduğunu ve bugüne kadar olumsuz bir davranış ile karşılaşmadıklarını ifade ederek, “Amacımız öncelikle batıdaki vatandaşlarla kucaklaşmaktı. Ancak, batıda yaratılan ortam ve kışkırtmalar nedeniyle, süreci tıkamamak için şimdilik batıya açılmayı düşünmüyoruz” dedi.

Irak’taki Kandil Dağı ve Mahmur kampından 19 Ekim’de Habur Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye gelen 4’ü çocuk 34 kişilik PKK’lı grubu, ilk kez basın mensuplarının karşısına çıktı. İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi’nde gerçekleştirilen ve Mahmur ile Kandil’den gelen 17 PKK’lının katıldığı basın toplantısında iki grup adına açıklamayı Kandil Grubundan gelen PKK’lı Gülbahar Çiçekci yaptı. Kürt sorununun Cumhuriyet’in en köklü ve temel sorunu olduğunu söyleyen Çiçekci, PKK’nın da bu sorunun sonucu olarak doğduğunu söyledi. Abdullah Öcalan’ın çağrısı üzerine her şeyi göze alaraka barışa ve demokratik çözüm sürecinin gelişmesine katkı sunmak için, Kandil ve Mahmur’dan iki grup şeklinde Türkiye’ye geldiklerini söyleyen Çiçekci, şöyle dedi:

ÖCALAN’IN ÖZGÜRLÜĞÜ OLMAZSA OLMAZ KOŞULDUR
“Ülkeye girişimizde halkımızın bizim şahşımızda barışa ve demokrasiye olan özlemini içtenlikle dile getirmesi dahi, çözümden yana olmayan kesimler tarafından aşırılık ve şov olarak nitelendirildi. Ne var ki son günlerde Kürt halkının siyasi irade olarak kabul ettiği Sayın Abdullah Öcalan’a yönelik insanlık dışı yaklaşım, çözümü geliştirmek bir yana daha çok çözümsüzlüğü derinleştirmektedir. Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü demokrasi ve barışın sağlanmasının olmazsa olmaz koşuludur. Onurlu ve kalıcı bir barışın inşası ancak bu koşula bağlıdır. Oysa mevcut imha konseptiyle Öcalan’ın yaşam hakkı ciddi bir tehdit altına girmiştir. Bu durum barışı geliştirmek bir yana, toplumu kaos ve kutuplaşmaya doğru sürüklemektedir.”

GELİRKEN AMACIMIZ BATI İLE KUCAKLAŞMAKTI
Basın açıklamasından sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Gülbahar Çiçekci, Türkiye’ye gelişlerinin tarihi bir gün olduğunu, halkın barışa olan özlemini, barış isteğini bir kez daha haykırdığını ifade ederek, “Ancak, CHP ve MHP bu süreci sekteye uğrattı. Bu anlamda sıkıntılar yaşandı. Biz gelirken amacımız öncelikle batıdaki vatandaşlarla kucaklaşmaktı. Ancak, batıda yaratılan ortam ve kışkırtmalar nedeniyle süreci sekteye uğratmamak için şimdilik batıya gitme konusunda kaygılıyız. Şu anda bölgede görüşmelerimizi yapıyoruz. Bölgede sağduyu hakim, bugüne kadar olumsuz bir davranış ile karşılaşmadık. Biz süreci tıkamamak için şimdilik batıya açılmayı düşünmüyoruz. Bölgedeki sağduyu ortamı gibi batıda sağduyu ortamının gelişmesini bekliyoruz. Bizim ile ilgili yapılan yaklaşımlar ve değerlendirmeler çok gerçekçi değildir” dedi.

HÜKÜMET, MAHMUR DIŞINDAKİLER İÇİN DEĞERLENDİRME YAPIYOR OLABİLİR
İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın, ‘Bayramdan sonra Mahmur’dan gelişlerin devam edeceği’ değerlendirmesinin hatırlatılması üzerine PKK’lı Gülbahar Çiçekci, İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın açıklamalarının çok gerçekçi olmadığını söyledi. PKK’lı Çiçekci, “Biz gelirken Mahmur’dakilerin taleplerini söylemiştik. Ana dilde eğitim, Anayasal güvence, güvenlikli ortamda yaşama ve koruculuk sisteminin getirdiği sorunlar var. Mahmur’da 5 bin öğrenci vardır. Eğitim sorunu var. Bunlar gelip burada yeniden 1’inci sınıfta mı başlayacaklar. Üniversite mezunu bir arkadaşımız notere gittiğinde sadece Türkçe bilmiyor diye cahil muamelesi gördü. Mahmur’dan gelişler ile ilgili hiç bir altyapı çalışması yoktur. Altyapı olmadan onların geleceğini sanmıyoruz. Mahmur’da 12 bin kişi vardır. Mahmur’un dışında 8 ayrı kamp daha vardır. Sayın Bakan bu açıklamaları orada yaşayan insanlar üzerinden yapmış olabilir. Onların çoğu da zaten Irak vatandaşı olmuştur” diye konuştu.